Tüm yazılar

Tazminat Hukuku

Ehliyetsiz Kişilerin Kredi Sözleşmesi İptal Edilir Mi?

Sözleşme tarihinde ayırt etme gücü bulunmayan kişilerin imzaladığı tüketici kredileri, tanı sonradan konulmuş olsa dahi hukuken geçersiz sayılır.

Sözleşmenin yapıldığı tarihte akli dengesi yerinde olmayan veya ayırt etme gücünden yoksun bulunan kişilerin imzaladığı kredi sözleşmeleri hukuken kesin olarak hükümsüzdür. Tıbbi teşhis işlem tarihinden aylar sonra koyulmuş olsa dahi, fiili imza anında kişinin irade beyanında bulunma yeteneğinin olmadığını kanıtlayan sağlık raporları sözleşmeyi iptal ettirmektedir.

Bankalar ve finans kuruluşları, işlem yaptıkları kişilerin hukuki işlem ehliyetine sahip olup olmadığını gözetmekle yükümlüdür. Özellikle ileri yaştaki vatandaşlarımızın imzaladığı bankacılık işlemlerinde ayırt etme gücünün bulunmaması, haksız borçlanmaların önüne geçilmesi açısından büyük önem taşımaktadır.

Hukuki işlem ehliyeti ve ayırt etme gücünün önemi

Hukuk sistemimizde bir sözleşmenin geçerli bir şekilde kurulabilmesi için tarafların hukuki işlem ehliyetine sahip olması şarttır. Hukuki işlem ehliyetinin temel unsurunu ise ayırt etme gücü oluşturur. Ayırt etme gücü, bir kimsenin makul bir şekilde hareket edebilme, fiillerinin sebep ve sonuçlarını kavrayabilme yeteneğidir.

Yaşlılık, hastalık veya zihinsel gerileme gibi nedenlerle ayırt etme gücünü kaybeden kişilerin yaptığı hukuki işlemler baştan itibaren geçersiz kabul edilir. Bu tür durumlarda yapılan kredi sözleşmesi veya borçlandırıcı muameleler hiçbir hukuki sonuç doğurmaz. Taraflar bu sözleşmelerle bağlı tutulamaz.

Ayırt etme gücünün bulunmaması halinde borçlanma işlemi geçerlik kazanmayacağından, bankanın söz konusu kredi sözleşmesine dayanarak borçlu veya kefil aleyhine icra takibi başlatması da hukuka aykırı hale gelir.

Tanının sonradan konulması sözleşme geçerliliğini nasıl etkiler

Uygulamada sıklıkla karşılaşılan durumlardan biri, Alzheimer veya demans gibi nörolojik hastalıkların tanısının resmi olarak kredi imzasından sonra konulmasıdır. Resmi tıbbi teşhisin imza tarihinden sonra gerçekleşmesi, imza anında kişinin sağlıklı olduğu anlamına gelmemektedir.

Nörolojik rahatsızlıklar genellikle aniden ortaya çıkmaz; zamanla ilerleyen ve geçmişe dönük etkileri bulunan süreçlerdir. Tıbbi heyet raporları ve Adli Tıp Kurumu incelemeleri, hastalığın başlangıç tarihini ve kişinin geçmişteki belirli bir tarihte ayırt etme gücüne sahip olup olmadığını tespit edebilmektedir.

Mahkeme kanalıyla alınan bilirkişi raporları, kişinin kredi sözleşmesinin imzalandığı gün fiil ehliyetine sahip olmadığını ortaya koyarsa, resmi teşhis tarihi ne olursa olsun sözleşme geriye dönük olarak hükümsüz hale gelir.

Bu nedenle, yakınlarının iradesi sakatlanmış şekilde borçlandırıldığını düşünen aileler, geçmişe dönük sağlık kurul incelemesi yapılmasını talep edebilmektedir.

Okuma yazma bilmeyenlerin ve yaşlıların işlem güvenliği

Okuma yazma bilmeyen veya fiziksel engeli nedeniyle imza atamayan kişilerin yapacağı işlemlerde mevzuat özel koruma hükümleri öngörmüştür. Parmak basma veya imza yerine geçen işaretlerin geçerli sayılabilmesi belirli usul kurallarına tabidir.

Yaşlı ve okuma yazma bilmeyen bireylerin bankalarda kredi sözleşmesi imzalaması sırasında şu güvenlik adımları dikkate alınır:

  • İşlem yapacak kişinin fiil ehliyetinin bulunup bulunmadığının tespiti,
  • İşlemin niteliğine göre tanık huzurunda okutulup onaylatılması,
  • Gerekli görülen hallerde resmi tabip veya nöroloji uzmanı raporu alınması,
  • Parmak basma işleminin noter usulüne veya mevzuatta öngörülen geçerlilik şartlarına uygun yapılması.

Bu şekil şartlarına uyulmadan ve yetersiz ayırt etme gücüyle gerçekleştirilen parmak basma işlemleri, hukuken geçersizdir ve bankaya karşı iptal davasına konu edilir.

Geçersiz kredi sözleşmelerinde bankaların sorumluluğu

Bankalar basiretli bir tacir gibi hareket etmekle yükümlüdür. İleri yaştaki veya okuma yazma bilmeyen müşterilerle kredi sözleşmesi düzenlenirken, banka görevlilerinin kişinin durumunu gözlemleme ve şüpheli hallerde sağlık raporı isteme ödevi bulunmaktadır.

Banka görevlilerinin gerekli özeni göstermeyerek ehliyetsiz bir kişiye kredi kullandırması, bankanın ağır özen yükümlülüğüne aykırılık oluşturur. İradesi sakatlanan kişinin emekli maaşından veya hesabından yapılan kesintiler haksız hale gelir.

Bankalar, basiretli tacir yükümlülüğüne aykırı davrandıkları durumlarda sözleşmenin geçerliliğini savunamazlar. Yapılan sözleşmeye dayanarak çekilen tutarların iadesi veya kesintilerin durdurulması süreçleri yürütüyoruz.

Geçersizlik durumunda kesilen paraların iadesi süreci

Hükümsüz sayılan bir tüketici kredisi sözleşmesine dayanarak banka tarafından yapılan tüm maaş kesintileri ve tahsilatlar haksız çıkar sağlama niteliğindedir. Sözleşmenin iptali ile birlikte kesilen tutarların yasal faiziyle geri ödenmesi gerekir.

Dava sürecinde, hastanın işlem tarihindeki sağlık durumunu gösteren tüm hastane kayıtları, reçeteler ve tanık beyanları mahkemeye sunulur. Mahkeme dosyayı Adli Tıp Kurumuna sevk ederek imza tarihindeki ehliyet durumunu netleştirir.

Ehliyetsizlik raporla sabitlendiğinde, mahkeme sözleşmenin hükümsüzlüğüne karar verir. Banka tarafından emekli maaşına konulan blökeler kaldırılır ve o güne kadar kesilmiş tüm paralar iade edilir.

Sık sorulan sorular

Teşhis sözleşmeden sonra konulduysa dava açılabilir mi?

Evet, açılabilir. Önemli olan hastalığın teşhis tarihi değil, kredinin çekildiği gün kişinin ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığıdır. Adli Tıp Kurumu raporları ile hastalığın geçmişe dönük etkileri tespit edilerek sözleşmenin iptali sağlanabilmektedir.

Okuma yazma bilmeyenlerin attığı parmak izi geçerli midir?

Parmak basma işleminin geçerli sayılması için usulüne uygun yapılması ve kişinin neye parmak bastığını anlayabilecek zihinsel olgunlukta olması şarttır. Ayırt etme gücü olmayan birinin parmak basması sözleşmeyi geçerli kılmaz.

Bankadan kesilen emekli maaşı paraları geri alınabilir mi?

Evet, alınabilir. Mahkeme sözleşmenin hükümsüzlüğüne karar verdiğinde, banka tarafından kesilen tüm tutarlar sebepsiz zenginleşme hükümleri gereğince yasal faiziyle birlikte müşteriye veya vasisine geri ödenir.

Ehliyetsizlik davasını kimler açabilir?

Ayırt etme gücü bulunmayan kişinin kendisi adına vasisi veya kanuni temsilcisi mahkemeye başvurabilir. Kısıtlama kararı alınarak vasi atanması süreci tamamlandıktan sonra iptal ve iade davaları yürütülür.

Özetle

İleri yaştaki veya zihinsel rahatsızlığı bulunan kişilerin imzaladığı kredi sözleşmeleri, ayırt etme gücünün yokluğu halinde hukuken geçersizdir. Teşhis tarihi krediden sonra olsa bile geçmişe dönük tıbbi inceleme ile sözleşmenin hükümsüzlüğü sağlanabilir. Bankalarca haksız yapılan kesintilerin yasal faiziyle iadesi için hukuki adımlar izlenmektedir.

Yasal Uyarı: Bu içerikteki açıklamalar genel bilgi verme amaçlıdır ve hukuki görüş teşkil etmez. Herhangi bir hukuki adım atmadan veya karar vermeden önce, somut olayın özelliklerine göre alanında uzman bir hukukçudan profesyonel destek alınması önemle tavsiye edilir.

Görüşme

Somut durumunuzu birlikte ele alalım.

Yazılarımızda hukuki süreçlerin genel işleyişini açıklıyoruz. Dosyanıza ilişkin değerlendirme için belgelerin incelenmesi gerekir; bizi telefonla arayabilirsiniz.